Dile kolay 20 küsur yıllık öğretmenlik ve idarecilik.
Her yıl binlerce, 20 senede ise 20 bin civarı öğrenciyle
muhataplık.
Üstüne 40'lı yaşların hayat tecrübesi de eklenince sonunda
insan sarrafı oluyorsunuz bir nebze.
Tecrübelerim bana şunu gösterdi ki "herkesin içinde
kişinin yaşamına yön veren, farklı bir benlik var". Bu benliğe "iç
ses", "içimizdeki ben" diyebiliriz.
Bu iç ses, kişinin hayatını yönlendiriyor, bir şalter gibi
vücuda zarar verebilecek aşırı/ters bir akım geldi mi, kendini kapatıyor ve
vücudu korumaya alıyor.. Kabulleniş veya reddedişler, değişmek veya değişememek
bu iç sesin kontrolünde genelde.
Mesela kişinin hayatında bir değişim olacaksa bu iç ses,
alıştığı konforun bozulmaması, değişimin getirebileceği tehlikelerin korkusu,
öğrenilmiş çaresizlikler gibi etkenler sebebiyle aslında vücudu/yaşamı
koruyabilmek için değişime direniyor.
Örneklendirmek gerekirse; bir öğrenciye "Şu davranışın
hatalı, kendini, davranışlarını, alışkanlıklarını değiştirmelisin"
şeklinde nasihat telkin ettiğinizde, o öğrencinin iç sesi öğrenciye
"Hayır, dinleme, yapamazsın, o iş zor, defalarca denedin yapamadın
zaten" tarzı "ters telkin" veriyor ve de sizin nasihatlerinize
galip geliyor.
Öğrencinin sizin söylediklerinizi mantıklı bulması, kendi iç
sesini ikna etmediği sürece söylediklerinizi uygulayabilmesi için tek başına
yeterli değildir.
Bir nevi yarı uykuda trans olan hipnoz gibi yöntemlerle
kolaylıkla ikna edebildiğimiz iç sesimizi, uyanık iken ikna edebilmenin de
konferanslarımda sunduğum birçok formülü bulunmaktadır.
Ancak birçok kimse gerekli formülleri bilmemekte ve iç sesini
ikna edememektedir. Çünkü eğitimsiz bunu başarmak zordur ve başarabilenlerin
sayısı da azdır. Sebebi ise; kişinin hayatında köklü değişimler yapabilmesi,
hatalarından vazgeçebilmesi, yanlış bağımlılıklarından kurtulabilmesi bir nevi
devrimdir. Devrimler de her kişinin değil er kişinin harcıdır.
instagram.com/suleymancakmak
twitter.com/suleymancakmak
facebook.com/ssuleymancakmak
youtube.com/suleymancakmak